Son yazımızda dinî cemaatlerin siyasetle ilişkilerinde mesafeli olmaları gerektiğini yazdık. Dinî cemaat ile dünyevî cemaat arasındaki farkları anlattık. Bir cemaatin “hem dinî hem dünyevî-siyasî bir cemaat” olmasının sakıncalarını belirttik.
Bu farklarla birlikte iki cemaat türü arasında bazı benzerlikler de vardır ve var olmalıdır.
Bu benzerlik bilhassa yönetim ve liderlikte kendisini gösterir. Şöyle ki;
Dinî ya da dünyevî cemaatler yönetim tarzı itibariyle kabaca iki gruba ayrılabilir:
Lider merkezli cemaatler ve ekip merkezli cemaatler.
Her organizasyonda elbette liderliğin bir önemi ve rolü vardır. Ancak bilhassa kurucu liderden sonra da varlığını sürdürmek isteyen her cemaatin, “lider merkezli”likten “ekip merkezli yönetim”e geçmesi şarttır.
İki cemaat türü arasındaki farklar:
1- Lider merkezli cemaatte kararları lider alır. Çevresindekilere sadece danışır.
Ekip merkezli cemaatte ise kararı ekip verir. Ekibi cemaat seçiyorsa, cemaat, kendi kendisini yöneten “meşveret cemaati”ne dönüşmüş demektir.
2- Lider merkezli cemaatte lider karizması sun’î bir kuvvet oluşturur.
Ekip merkezli cemaatte ise ekip dayanışmasıyla ortaya çıkan şahs-ı manevî bir kuvvete sahiptir.
3- Lider merkezli cemaatte liderin hatası genellikle cemaatin de hatası haline gelir.
Ekip merkezli cemaatte ise ekipten birinin hatası daima onun şahsî hatası olarak kalır, ekibe ve cemaate sirayet etmez.
4- Lider merkezli cemaatte liderin hatası ya cemaatin dağılmasına sebep olur ya da en azından cemaatin moralini ve manevî kuvvetini zayıflatır.
Ekip merkezli cemaatte ise ekipten birinin hatası moral bozmaz, sadece üzüntüye sebep olur ve hatalı üyenin eksiğini tamamlamak hususunda diğerlerinin yükünü ve gayretini arttırır.
5- Lider merkezli cemaatte lider bir “alem”dir, işarettir, dolayısıyla lider bir tür “marka”dır ve vazgeçilmezdir.
Ekip merkezli cemaatte ise, marka, ayırt edici özelliklerden (karakteristiklerden) oluşur.
6- Lider merkezli cemaatte lideri eleştirmek “markanın yıpratılması” anlamına geleceğinden yasak olmalıdır.
Ekip merkezi cemaatte ise ekibi oluşturanlar dokunulmaz değildir. Aksine, ekibin fertlerinin fikir ve uygulamaları daha iyiye ulaşmak adına devamlı değerlendirmeye tabi tutulur.
Yukarıdaki bilgiler hem dinî cemaatlere hem de dünyevî ve siyasî cemaatlere tatbik edilebilir.
Önce dinî cemaatlere bakalım:
Lider merkezli dinî cemaatin tipik türü “geleneksel tarikat” yapılarıdır.
Günümüzde tarikatların önemli kısmının hizmetleri ve ilgi alanları itibariyle temel iman dersi de vermeye çalışan bir tür cemaate dönüştüğü anlaşılıyor. Ancak, bu değişmelere rağmen, tarikata özgü gelenek “liderlik yapısı” itibariyle değişmez, değişmesi mümkün de değildir.
Ekip merkezli dinî cemaatlere verilebilecek en uygun isim “şahs-ı manevî cemaatleri”dir.
Kişilerin bir araya gelmesiyle oluşan yeni bir kişi mânâsına gelen şahs-ı manevî kavramı İslâm geleneğinde yoktur ve modern bir kavramdır.
Dünyevî ve siyasî cemaatlere gelince;
Ülkemizde partilerin uzun ömürlü olmamasının sebebi, çoğunun “lider merkezli” partiler olmalarıdır. Oysa parti (part/fırka) “siyaset yoluyla yani iktidar ya da muhalefet olarak memlekete hizmet etme prensipleri açısından ayrışan ekipler” demektir.
Dolayısıyla mantıklı olan, “her partinin bir yönetici ekibi ve liderinin olması”dır.
“Her liderin bir partisi”nin olduğu ülkede ise demokrasi henüz emekleme devresinde demektir.
Özetle gelecek çağın ihtiyacı, lider merkezli değil ekip merkezli cemaatler ve partilerdir.
Delilimizi sonraki bir yazıya bırakıyoruz.